Araştırma Görevlimiz Sinancan Kara’dan Çizgi Roman Kitapçığı

Türkçe

 

TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisinin bu ayki Ağustos 2026 sayısında bölümümüz araştırma görevlisi Sinancan Kara’nın hazırladığı “Bilim Çizgi Öyküler: Uzay Keşifleri ve Gök Bilimleri Çalışmalarına Yön Verenler” kitapçığı yer almakta. 49 sayfalık çizgi roman kitapçığı, Sinancan Kara’nın Ocak 2017’den beri yazıp çizdiği astronomi ve uzay keşiflerini konu alan 24 öyküyü içeriyor. Bu seçkide, “Tycho Brahe ile Johannes Kepler” gibi astronomi temalı öyküler ile birlikte, “Pauli Dirac” ve “Genel Görelilik Kuramının Sınandığı Tutulma” benzeri kozmoloji ağırlıklı öyküler de yer almakta. Bunlara ek olarak, “Türk Astronot ve Bilim Misyonu” ve “Yuri Gagarin” başta olmak üzere uzay keşiflerine odaklanan öyküler de sunulmakta.

Sinancan Kara: Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünde doktora adayı ve araştırma görevlisiyim. Geçtiğimiz Temmuz 2026 ayında kaybettiğimiz bölümümüz hocası Prof. Dr. Nihal Ercan’ın danışmanlığındaydım, şu an Prof. Dr. Hakan Erkut ile birlikte çalışıyorum. Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümünde lisans eğitimime başladığım ilk yıllarda mizah dergilerinde amatör karikatürlerim yayımlanmaya başladı. Birinci sınıftan itibaren okulumuzun Güzel Sanatlar Bölümünde çizgi roman dersi veren çizgi romancı Galip Tekin’den dersler almaya başladım.

Tek karede başlayan ve biten ve ilk uğraşım sayılabilecek karikatür sanatından farklı olarak çizgi roman yazıp çizme, öykücülüğün daha ön planda olduğu bir çizgi formu. Sinema filmi tasarlar gibi işliyor: kare kare öykü geçişlerinin yanı sıra, yakın plandan geniş plana ne zaman geçilmesi gerektiği gibi teknik seçimler içeriyor. Bütün bunları Temmuz 2017 senesinde kaybettiğimiz Galip Tekin’in derslerinde öğrendim, vefatı sırasında dersin asistanlığını yapıyordum.

Boğaziçi Fizik Bölümünde lisans eğitimimi gördüğüm bu esnada fizik ve astronomi ile ilgili öyküler yazıp çizmek istiyordum. 2015 yılında TÜBİTAK Bilim Çocuk dergisine “Balkabağı Ailesi” isimli bir köşe hazırlayıp sundum. Beğenmeleri ve imkân vermeleri üzerine bu köşeyi aylık olarak yazıp çizmeye başladım. İki sayfalık çizgi öykülerde, Güneş Sistemi'ni uzay aracıyla gezen bir aile anlatılmaktaydı. Her sayıda Güneş Sistemi'nin farklı bir gezegeni veya uydusu ziyaret ediliyordu. Aile kendi içinde bir serüven yaşarken, okuyucular maceranın geçtiği gök cismi hakkında bilgi ediniyordu. İki sene süren bu köşe, çizilecek gök cisimlerinin tükenmesi üzerine son bulmak zorunda kaldı. Bu öyküleri hazırlarken muzip bir dil kullanarak dergi okuyucusunu yormadan nasıl bilgi verilebileceğini öğrenmiş oldum.

Ardından, Ocak 2017’de TÜBİTAK Bilim ve Teknik dergisine köşe hazırlamaya başladım. Bu köşenin amacı, sadece fizik değil tüm bilimlerdeki önemli şahısların ve olayların öyküsünü çizmekti. İlk öyküm, 1960’lı yıllarda İngiltere’den Hindistan’a seyahat eden genç Stephen Hawking’in İstanbul durağında başına gelenleri çizmek oldu. Ay’a ilk ayak basan Neil Armstrong’un ardından Ay’a ikinci ayak basan ve Ay’a inişi esnasında söylediği sözler pek de bilinmeyen Buzz Aldrin’in öyküsü ile devam eden bu seri, şu an 110 öyküye ulaşmış durumda.

Çizgi öykülerim iki temel amaç taşıyor: anlatılan bilimsel hikayeyi aktarmak ve temeldeki bilimsel konsepti okuyucuya anlatabilmek. İlki öykücülük kabiliyetlerine bağlı. Dokuz küsur yıllık tecrübemde öğrendim ki geniş kitlelere popüler bilim anlatma işinin iki temel zorluğu var. İlk zorluk şu ki, en baştan aktarılmak istenen bilimsel içerik yüklü bir biçimde verildiğinde okuyucuda şu hissiyat olabiliyor: herhalde anlayamayacağım ama, hadi bakalım, biraz göz gezdireyim. Okuyucu “zihnini kapatınca”, anlayabileceği bir içeriği daha az dikkat ederek okumaya başlıyor. Halbuki ilk başta olabildiğince sadeleştirerek bir zemin kurulduğunda okuyucu korkmuyor. Yavaş yavaş, adım adım derinleşildiğinde konu olabildiğince kavranabiliyor. İkinci zorluk ise şu: öykü içerisinde bu işlemi didaktik bir şekilde yapmamayı başarabilmek. Okuyucu, “şimdi ders kısmına geçtik herhalde” diye düşünmeden organik bir şekilde kendini bilimsel bir konu hakkında düşünürken bulduğunda aktarım en kalıcı şekilde oluyor. Tabii ki konunun ilgilisi ve üzerine çalışmış olanı için bunlar şart değil. Fakat hedef kitlenin çok geniş olduğu popüler bilim içeriklerinde bu yaklaşımı tutturmak önem kazanıyor.

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümündeki doktora konum galaksileri ve galaksi kümelerini saran, evrendeki normal maddenin büyük çoğunluğunu oluşturan X-ışını yayan sıcak plazma gazı üzerine. Sıcak galaksi atmosferlerindeki elementleri ölçerek evrenin kimyasal olarak zenginleşmesini çalışıyorum. Bilim ve Teknik dergisinin Ağustos 2026 sayısındaki kitapçıkta geçen tek doğrudan bilim aktarımı formatındaki öyküler de çalışma alanıma ait olanlar.


Son Güncelleme: 14:17:06 - 15.08.2026